Dermatoloji Uzman Dr. Selin Tecimer

 

İz Tedavisi Nedir?

 

Derimiz kısaca, “dermis” dediğimiz alt ve “epidermis”, yani üst deri olarak adlandırdığımız iki ana yapıdan oluşmaktadır. Üst deri kendisini 1 ay gibi kısa bir sürede onarıp yenilerken, alt deride oluşan hasarların onarımı aylar, hatta yıllar alabilmektedir. Şayet bu onarım/yenilenme kontrollü ve yeterli düzeyde gerçekleşmezse, deri yüzeyinde çukur ve/veya kabartılar şeklinde izler oluşmaktadır.

İz tedavisinde en etkili yöntem, hiç şüphesiz derinin kendi kendini yenilemesi/onarmasıdır. Lazer ile iz tedavileri, işte bu noktada devreye girer. Tedavide yöntem; hasarın lazer ışınları ile kontrollü olarak yeniden yaratılması ve derideki doğal onarım sürecinin kontrollü şekilde yeniden başlatılmasıdır.

Peki nedir bu hasardan kasıt ve bahsedilen kontrol nasıl sağlanır?

 

İz Tedavisinde Lazer Nasıl Çalışır?

İz tedavilerinde kullanılan Fraksiyonel Lazer sistemleri, ismini lazerin deriye olan atış şeklinden almaktadır. Fraksiyonel lazer atımları, ardışık atımlar şeklindedir. Ayarlanabilir dalga boyları ile deri altında noktalar halinde ısı adacıklar oluşturur. Tedavide bahsi geçen “oluşturulan hasar”, işte bu adacıklardır.

“Kontrollü hasar” oluşumundan kasıt ise; oluşturulan adacıkların (lazer noktalarının) birbirine olan mesafesi –bir başka deyişle her bir lazer noktasının etrafında bırakılacak sağlam deri alanı-, uygulanacak dalga boyu, deride ulaşması istenilen derinlik için doz ayarı ve lazerin dokuda kalacağı saniye gibi; hasarın, iyileşmenin yönünü belirleyecek şekilde yaratımıdır. Ki bu kontrolün sağlanması, tedavinin etki, tepki ve sonucunu belirleyecek kritik noktadır.

Deride oluşturulacak kontrollü hasar; deri yüzeyindeki iz’in özelliğine göre, dermatoloji hekiminiz tarafından atım öncesinde lazer üzerinden ayarlanır.

Ülkemizde 5 farklı dalga boyunda fraksiyonel lazer sistemi bulunmaktadır. Her bir sistemin deride hedef alıp etki gösterdiği ana madde ise sudur. Fraksiyonel lazerler deriye ulaştığında, derideki su moleküllerine enerjilerini bırakır. Uygulanan lazer, dalga boyuna göre suyu buharlaştıracağı gibi, kaynatabilir de. Buharlaşma enerjisi ile derimizde çok daha hızlı çalışmaya başlayan kollejen üreticisi fibroblastlar, kaynatma etkisi ile oluşan mikrotermalzone dediğimiz 1mm’den küçük yanık noktacıkları etrafında toplanan onarım hücreleri ile tedaviyi başlatır.

Uzun uzun anlatmaya çalıştığımı bu etkiye biz tıp dilinde kısaca “koagulasyon” ve “ablasyon” diyoruz. İşte bu ablasyon ile koagulasyon üzerindeki üstün kontrolü ile lazer, izlerimiz üzerinde en etkili tedaviyi yapmamızı sağlıyor.

İz Tedavisi ile İzler Tamamen Düzelir Mi? Ne Ölçüde Bir İyileşme Beklenir?

Lazer tedavileri, kontrollü onarım ile derideki en kuvvetli iz tedavisi yöntemidir. Onarım gücü, her insanda farklı seviyelerdedir. Aynı yaranın iki kişi üzerindeki onarım ve iyileşmesi farklı olduğu gibi, aynı kişinin aynı iz tedavisine farklı yaşlarda verdiği yanıtlar da değişiklik gösterebilir.

Şayet tedavi gerçekleştirdiğimiz kişide onarım gücü çok yüksek ise, izlerin tamamen düzeldiği gözlemlenmektedir. Hatta gençlerde ve özellikle henüz kırmızı olan sivilce izleri gibi yeni izlerde, izler tamamen kaybolabilir. Ancak bu, bizlerin iz tedavilerindeki ortalama beklentisi değildir.

Özellikle akne izlerinde 5 seansa ulaştığımızda, izlerin mevcut halinden %80 daha iyi olması beklenir. Çatlak tedavileri ve/veya dikiş, yanık, doku travması gibi nedenleri ve hasar seviyeleri çok farklı izlerde ise yüzde oranları farklılık göstermektedir.

Özellikle onarım gücünün düşük olduğu/olacağı izlerde; Kimyasal Soyma, Subsizyon, PRP, Kollojen Aşıları, Mezoterapi, Mikroiğneleme (Dermapen), Fraksiyonel Radyofrekans, Hyaluronik Asit Dolgu Uygulamaları gibi yardımcı tedaviler de sürece dahil edilmektedir.

Sorumuzun cevabına dönecek olursak:

Tüm bu nedenle, tedaviye başlarken “Tamamen düzelir mi?” veya “Ne kadar düzelir?” sorularına bir hekim olarak kesin cevaplar vermek doğru değildir.

Fraksiyonel İz Tedavisi ile Düzelme Kalıcı Mıdır?

Sıklıkla karşılaştığımız sorulardan biri de, iz tedavilerinin kalıcı olup olmadığıdır. Evet, iz tedavilerindeki düzelme kalıcıdır. Buradaki bilgi kirliliği, sanırım kozmetik uygulamalarda da kullandığımız lazer ve diğer yöntemlerin düzenli aralıklarla tekrarlanmasından kaynaklanmakta. Madem konusu açıldı, kısaca bahsedelim:

Henüz yaşlanmayı durduracak bir yöntem olmadığı için; yaş aldıkça kaybedilen dokuyu yerine koymak ve henüz kaybedilmemiş olanı mümkün olduğunca uzun süre korumak için lazer ve dolgu uygulamaları belirli aralıklarla tekrarlanır. Ancak iz tedavilerinde sonuç, dokuda hatalı olarak gerçekleşmiş iyileşme sürecini baştan alarak, yani deri altında hasarı yeniden yaratarak, kontrollü ve doğru iyileşmenin sağlanması ile elde edilir. İyileşme, kesin bir sonuçtur. İyileşmiş bir izin zamanla geri gelmesi söz konusu değildir.

Fraksiyonel Lazer Uygulaması Ağrılı Mıdır?

Fraksiyonel lazer atışları, deri yüzeyinde sıcak dokunuşlar şeklinde hissedilir. Cildimizin sıcaklık hassasiyeti, bölgeye göre değişir. Bu nedenle, hasta konforu için uygulama, soğutucu hava üfleyerek yapılmaktadır. Soğutucu havanın fan hızı, hastanın isteğine göre azaltılıp arttırılabilmektedir.

İşlemin hemen sonrasında ise, tedavi için oluşturulan gözle görülmeyen mikro yanıklar (ısı adacıkları), soğuk uygulama isteği yaratacaktır. Özellikle uygulamadan sonraki ilk 10 dakika soğuk uygulama yapmak, oluşturulan kontrollü hasarın kontrollü iyileşmesi için ilk adımı oluşturmaktadır.

Ağrı konusuna gelecek olursak:

İşlem esnasında uygulanan soğuk hava ve işlem sonrası soğuk uygulama ile; hayır, yaşam konforunuza etki edecek ağrılı bir uygulama değildir.

Fraksiyonel Lazer Uygulamasından Kaç Gün Sonra Normale Dönerim?

Bu sorunun cevabını vermeden önce, her uygulamanın farklı cihaz ve doktorunuz tarafından belirlenecek farklı dozlarla uygulayabileceğini belirtmem gerekiyor. Bu yazımda sadece, kendi lazer uygulamalarımdan sonraki süreçten bahsediyor olacağım.

Öncelikle belirtmek isterim ki, uygulamadan sonraki ilk 20 dakikayı, kliniğimizde bizimle birlikte geçiriyorsunuz.  Sizi, uygulama bölgesindeki yangı hissi belirgin olarak rahatladıktan sonra taburcu ediyoruz.

İlk 24 saatinize, uygulama bölgesinde hafif bir pembelik ve şişlik eşlik ediyor. Bunu hatırlayarak, uygulama akşamına özel bir sosyal program yapmamanızı öneriyoruz.

Günde en az 3 kez kullanacağınız bakım kremlerinizle birlikte 24.saati tamamladığınızda, şişlik hissi belirgin oranda azalıyor. İkinci 24 saatin sonunda ise şişlik tamamen ortadan kalkmış ve pembelik geçmiş veya çok hafiflemiş olacak.

Mikrotermalzone’ların üzerinde minik kabuklanmalar, uygulama bölgesinde hafif bir esmerleşme görüntüsüne neden olabilir.  Yüz bölgesi çalıştığımızda ise, güneş gözlüğü ile güneşte kalmış gibi bir ton farklı görüntüsü ile karşılaşabilirsiniz.

Öncelikle, bu mikro kabuklanmaların, bakım kremlerinizi düzenli kullanmanıza bağlı olarak 3 ila 7 gün içerisinde tamamen kaybolacağını belirtmek isterim. Pembelik ve/veya ton farkını ise basit fondötenle rahatlıkla kapatabilirsiniz. Ancak; ilk 48 saat değil! İlk kontrolünüzü yapacağımız 3.günün sonunda, yeterli onarım sağlanmış ise başlayabilirsiniz!

Bu noktada önerim, cuma ve cumartesi uygulamaları. Bu günler uygulama yaptığım hastalarım, pazartesi günü rahatlıkla normal hayatlarına dönüyorlar.

 

Fraksiyonel Lazerler Kaç Seans Uygulanır?

İz tedavilerinde seanslar, hasarın boyutu ve onarım gücüne bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Ortalama 5 ila 6 seans arasında tedavi tamamlanmış kabul edilir. Şayet mevcut izimiz için yeterli iyileşme seviyesine gelinmediği düşünülürse, tedaviye devam edilebilir.

 

İki Seans Arası Ne Kadar Sürer?

Kontrollü onarımın tam anlamıyla tamamlanma süresi 6 haftadır. Bu nedenle tedavi seanslarımızın arası 1,5 ay olarak belirlenir. Yaz ayları öncesine sıkıştırılan tedavilerde ayda bir uygulama yapılsa da, ideal olanın 1,5 ay olduğunu belirtmem gerekiyor.

Fraksiyonel Lazer Tedavisinin Etkisini Ne Zaman Görebilirim?

Kollajen dokunun vücut tarafından yeniden üretilip yara bölgesini doldurması, ortalama 8 haftayı bulabilir. Yani bir seansın etkisi, 2 ay sonra görülmeye başlar. Unutmayın: İz tedavileri, zaman ve sabır gerektiren tedavilerdir.

Fraksiyonel Lazerlerin Yan Etkisi Var Mıdır?

 

Lazer cihazları, insan vücudu için çok güçlü cihazlardır. Cerrahi kesi ve ameliyatlarda kullandığımız bu lazer ile deride çalışırken, kontrollü kalmak gerekir. Dermatoloji hekiminizin uygulama sonrasındaki tedavilerine uyduğunuz takdirde, yan etki görme riskiniz oldukça düşüktür.

Oluşabilecek yan etkiler ne olabilir?

  • Elbette ki ilk sırada “leke”;
  • Yüzeyel deri bütünlüğü bozulduğu için “enfeksiyon”;
  • Tepkisel olarak hızla yayılabilen “uçuklar.”

Bu üç etki, fraksiyonel lazerlerin en olası yan etkileridir. Lekeden korunmak için, güneş ışınlarının dik olarak uzandığı yaz aylarında uygulama önerilmemektedir. Enfeksiyon ve uçuk etkileri ise, yeni teknoloji lazerlerde hemen hemen hiç gözlemlenmemektedir. Ancak tüm bu detaylar, yan etki göstermeyeceğiniz anlamına gelmez. Hekiminizle muhakkak iletişim halinde olmanız gerekir.

 

Doktorun Notu:

Hazır konusu gelmişken, yaygın bir şekilde karşılaştığım yanlış bir bilgiyi düzeltmek isterim: Hayır, lazerler deriyi inceltmez! Aksine, kollejen üretimini tetiklemesi sayesinde, derinin daha dinç, sağlıklı ve esnek bir şekilde kalınlaşmasını sağlar. Örneğin sağlıklı yaş alma ve/veya kozmetik amaçlı uygulanan lazerle anti-Agging tedavisi bu şekilde etki göstermektedir. Yılda en az 4 uygulama ile yaşa bağlı olarak azalan kollejen ve nem salgısı korunmakta, yöntem 1980’li yıllardan beri güvenle kullanılmaktadır.

Doğru bilgi, iyileştirir.

Sağlıkla ışıldayın…

Kanser de Yumruklarım, Kariyer de Yaparım!

“Yahu bizim bu doktor da bir garip. Bir botoks diyor bir boks! Eh haliyle kafamız da biraz karışıyor.”

Haklısınız. Müsaade edin, anlatayım.

*

Birkaç sene önce geçirdiğim meme kanseri koruyucu ameliyatı olan “Mastektomi ve Rekonstrüksiyon” sonrası, hem fikir almak hem de geçmiş olsun demek için arayan, soran, daha önce tanışmadığım birçok kişiyle tanıştım. Yalnız olmadığımı bilsem de, yıllar içinde tanıdığım, bu süreci yaşayan insanların çokluğu beni hep şaşırttı. Hepimizin ortak bir noktası vardı. Korku!

Karar aşaması zor bir dönem. Cesur olduğumu söylediklerinde, “hayır” diyordum. “Korkuyorum. Bu ameliyatı da bu nedenle oluyorum.”

Asıl korkulması gereken savaşmak değil, ne zaman saldıracağı belli olmayan, pusuda bekleyen bir düşmanı beklemekti. Fakat her şey bununla da bitmiyordu.

Ameliyat sonrası, her nefeste kendini hissettiren ağrılı bir dönem başladı. Kanser için önlemimi almıştım ve sıra yaşam konforumu geri kazanmaya gelmişti. Bir dönem, ahtapot gibi dolaştım. Her yanımda kablolar şeklinde drenler vardı. Eşim Alp ve ben, çocuklarımıza kabloların içinde ilaç olduğunu, ancak onlar olduğu sürece sarılamayacağımızı anlattık.

(Her sabah pansumanımı önce oğullarım yapıyordu. Kabloların hâlâ orada olup olmadığını kontrol ettikten sonra, merhem niyetine öpücük. “Bugün de sarılmak yok anne!”

 Evlat, insanı iyileştiriyor…)

Ameliyattan 3 hafta sonra artık normale dönme mücadelesi başladı. Eski gücüne ulaşmaya çalışan kaslar için kol ve omuz egzersizleri, bu sürecin en önemli silahları. Fakat şu gerçeği başköşeye koymak gerekiyor. Bu, kas ağrılarının yaşandığı sancılı bir süreç. Eh, savaş öyle kolay kazanılmıyor! Fakat ağrı geçse de, o sürecin hafızası, hastayı hareket etmekte ürkek bir noktaya taşıyabiliyor. Ve itiraf ediyorum, ben de onlardan biriydim.

Ameliyatın üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen, kollarımda güçsüz kalan itme ve çekme hareketlerim vardı. Bunlar, korktuğum için yapmak istemediğim egzersizlerin sonucunda zayıf kalan kaslarımla ilgiliydi. Sürecin uzun olması ise, tamamen hasta psikolojisi! Yani, benimle ilgili!

  1. yılı tamamladığım gün ise, “yeter” dedim ve yumruk atmaya başladım! Üç, dört ay gibi kısa bir sürede, kanser riski gibi, bekletilen korkuların da yenilebileceğini öğrendim. Güçsüz kol hareketlerim, tamamıyla geri döndü. Bugün çektiğim videoda yumrukladığım ise, korkularımdı.

Yani, “Botoks mu boks mu, artık bir karar versen keşke be doktor!” Cevabım basit. Kanseri de yumruklarım, kırışıklıklara da meydan okurum. Oğullarımın kahramanıyım ben!! 😊

(Videonun arka sahnesinde sakladığımız, bol atraksiyonlar çevirerek koşturan, zaman zaman ağlayan, çokça eğlenen, arada boks yapmak için bana mola verdiren çocuklara rağmen, sabırla öğretmeye devam eden sayın hocam Erkin Özdemir’e ayrıca teşekkür ederim.)

Böyle 😊

Sevgiler…

Genital Lazer Uygulamaları ve Cevapsız Kalan Sorular

Daraltma, gençleştirme, beyazlatma, idrar kaçırma ve siğil tedavileri; ve utanma; ve konuşamama; ve yalnız hissetme; ve aslında asla yalnız olmama. Her 4 kadından 1’inin aynı sorunu yaşadığını biliyor muydunuz?

Dermatoloji Uzm. Dr. Selin Tecimer

Lazer ile doku gençleştirme ve tedavi yöntemleri, 50 yıla yakındır Dermatoloji uzmanlığında kullanılmaktadır. Bilinen bu yeri şimdi neden söylüyorum? Çünkü “doku” denen yerleri tanımlamak gerektiğini düşünüyorum. Aynada yüzünüzde gördüğünüz cilt ne kadar sizin, size özel ve baktığınızda zamanın izlerini taşıdığınızı görebiliyorsanız, içinizdeki doku da o kadar gerçek, size özel ve sizinle beraber zamana eşlik ediyor.

Vajinal kaslardaki güç kaybı ve doku bütünlüğündeki sarkma, kararma gibi deformasyonlar; yaş, doğum, menopoz, yanlış diyet uygulamaları, sigara kullanımı, bir takım nörolojik rahatsızlıklar gibi pek çok etkene bağlı olarak yaşanabilmektedir. Lazerle vajinal daraltma, beyazlatma ve idrar kaçırma tedavileri, teknik olarak kas ve doku hasarının giderilmesi ile etki gösteren bir çeşit dermatolojik tedavi yöntemidir. Uygulama alanı geniş olmakla beraber, kullanılacak lazer türü, sorun üzerinden alınmak istenen sonuç/etki hesaplanarak belirlenir.

Konuyu sorunlar üzerinden tanımlamak istersek:
Nelerde Genital Lazer Uygulaması Yapılır?

Vajen (rahim yolu) daraltılması;
Menopozda kuruyan ve küçülen vajen yüzeyini kalınlaştırma ve nem salgılatma;
Vajen kuruluğuna bağlı ağrılı cinsel ilişkilerin tedavisi;
Tekrarlayan vajen enfeksiyonların (mantar gibi) tedavisi;
Vajen duvarında gevşeme ve genişleme sonucu his kaybının tedavisinde;
Vajen duvarının gevşemesine bağlı pelvik (kasık bölgesi) çatının gevşemesi ve sonucunda ortaya çıkan ‘idrar kaçırma artışının’ tedavisi;
Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonların tedavisi;
Dış genital dudaklarda (vulva) yaşa bağlı sarkma ve kararmanın tedavisinde;
Dış genital dudaklarda (vulva) kaşıntılı hastalıklar ve liken skleroderma tedavisinde;
Genital siğil tedavilerinde

Beklenen sonuçlar üzerinden değerlendirirsek:
Sistem Nasıl Çalışıyor?

Doku gençleştirme ve daraltma tedavilerinde, kontrollü lazer sistemleri olarak tanımladığımız fraksiyonel lazer sistemleri kullanılmaktadır. Sistem temel olarak; lazerlerin peş peşe ardışık atışlar yapmasını sağlayarak, etkilenen alanların etrafında, bu alanları iyileştirecek/gençleştirecek sağlam alanlar oluşturulmasını sağlar.
Bahsedilen lazer etki alanları, ciddi bir matematik ve mühendislik sonucu oluşur. Bu ne demek? Etki gücünü maksiumumda tutarken, iyileşmenin oluşmasına da izin verilecek dozlar kullanılması demek. Bu yöntemde en başarılı ve kontrollü iyileşme etkisini alabilmek için, bilimsel çalışmalarda, 4 ila 6 hafta aralıklarla 4 seanslık uygulamalar önerilmektedir.
Genital siğil tedavisinde ise, cerrahi başlık olarak isimlendirdiğimiz sürekli lazer atışı yapılmasını sağlayan lazer başlıkları kullanılır. Siğil ile kaplı doku lazer enerjisiyle tamamen temizlenerek, siğil etrafında ve altında kalan sağlıklı dokunun iyileşmeyi tamamlaması beklenir.

Etkisini ne zaman görürüm?
Fraksiyonel lazerlerin etkisi, doku iyileşmesinde 2’nci haftada başlar. Dokunun sağlıkla kalınlaşması ise 6’ncı haftada başlamaktadır.

Süreci hafta hafta tanımlamak gerekirse:
Uygulamadan sonraki ilk hafta, dokudaki ödem nedeniyle geçici bir iyileşme hissi oluşur. Bu his, 2’nci haftada ödemin düzelmesiyle birlikte azalır. Gerçek iyileşme ve etki için 6’ncı hafta beklenir. Bu 6’ncı hafta aynı zamanda; doku iyileşmesinin başlaması sebebiyle; kaşıntı, kuruluk hissi, ağrılı cinsel ilişki, tekrarlama ihtimali yüksek enfeksiyonlar ve kararma üzerindeki iyileştirici etkilerinin de başladığı zamandır. Daralma ve idrar kaçırmadaki etki ise, 3’üncü aydan itibaren belirgin olarak ortaya çıkar.
Genital siğil tedavisindeki süreç ise görece çok daha kısadır. Her şeyden önce, etki hemen görülür. Lokal anestezi ile uyuşturulduktan sonra siğilli doku tek seansta temizlenir ve etrafındaki sağlıklı dokunun iyileşmesi beklenir. Doku iyileşmesi, siğilli alanın büyüklüğüne göre, ortalama 5 gün sürmektedir.

Uygulama öncesi yapılması gerekenler nelerdir?

Vajinal lazer uygulamaları öncesinde, rahim ağzı dokunun sağlık durumunu gösteren smear testinin son 3 ay içinde yapılmış olması önerilmektedir.
Genital bölgede uçuk enfeksiyonu olması durumunda öncelikle uçuk mikrobu tedavisi yapılır. Genital bölgede uçuk öyküsü olan kişilerde lazer uygulaması esnasında uçuk profilaksisi (koruyucu) ilacı verilir.
Genital siğil tedavisinde ise, genital siğil ile birlikte olabilecek diğer mikropların tetkikleri tamamlanır.
Genital dış dudaklarda yapılan dermatolojik muayene esnasında şüpheli lezyon görülürse, uygulama öncesi biopsi alınabilir.
Liken skleroderma tanısı olan hastalarda ise, lazer tedavisinin yanında ek ilaç tedavileri önerilmektedir.

Uygulama ağrılı bir işlem midir?

Vajen uygulamarında ağrı yoktur. Genital dış dudaklar ve vulvada, uygulama esnasında minimal ağrı hissedilebilir. Anestezi gerektirmeyen bu ağrı hissi için soğutucu sistem kullanılması yeterlidir.
Genital siğil lazer tedavileri ise, ağrılı olması nedeniyle lokal anestezi iğnesi uygulanarak gerçekleştirilir. Sonuç olarak, bu grup uygulamalar da ağrısız olarak gerçekleşir.

Uygulamadan sonra yapılması gerekenler nelerdir?

Uygulama alanının temiz tutulması yeterlidir. Bu nedenle havuz, deniz veya hamam gibi su ile bulaşıcı olabilecek sosyal faaliyetlerin 3 gün yapılmaması önerilir.
Ağda gibi dokuyu travma ederek iyileşmesini geciktirecek uygulamalar 1 hafta ertelenmelidir.
Cinsel ilişki, 3 gün süre ile önerilmemektedir.
Epitelizasyon sağlayan yara kremleri ve vajen ovulleri kullanılması, yaşam konforu ile birlikte iyileşmenin etkisini de artıracaktır.
Genital siğil uygulamaları sonrası enfeksiyon riski vardır. Doku iyileşmesinin daha uzun sürmesi nedeniyle, en az 5 gün süre boyunca bulaşıcı olabilecek dış etkenlerden (hamam, sauna, havuz, ağda gibi) kaçınılmalıdır. Uygulama alanına antiseptik ve epitelizan krem kullanılması yeterlidir.

Doktor Notu:

Hiçbir sorun çözümsüz değildir. Çözüme adım atmak için en büyük engel ise, kişinin yaşadığı rahatsızlığı paylaşma noktasında yaşadığı çekincelerdir. Bilmenizi isterim ki, kendinizi yalnız, şanssız, güvensiz ve yaşadığınız psikoloji içerisinde kaybolmuş hissedebilirsiniz. Ancak asla yalnız değilsiniz. Tedavinizi yapabiliriz, evet. Ancak çok daha önemlisi, bizlerle konuşabilirsiniz. Yaşadığınız sorun hakkında merak ettiklerinizi öğrenmek ve/veya uygulamalar hakkında bilgi almak için lütfen bizlere ulaşmaktan çekinmeyin.

Antioksidan ve alkali suyumuz ikram köşemizin vazgeçilmezi oldu. Peki alkali beslenmeyi Rosasea hastalığında da önerdiğimizi biliyor musunuz?

Ergenlik sonrası devam eden sivilcelerin veya yüz kızarıklığının en sık nedenlerinden biri olan Rosasea, namı değer ‘Gül hastalığı’ beslenme alışkanlıkları ile yakın ilgilidir. Yüksek asitli gıdalarla veya baharatlı beslenme ile alevlenebilir. Öğünlerinizde eğer asidik gıda bulunuyor ise alkali gıdalar ile dengelemeyi unutmayın.